Son Dakika Bitlis Haber
Son Dakika

Hikâyeler

5 hikâye
Güncel

DEM Partili Gökalp: “Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yeri açıklanmalı”

DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yerinin tespit edilmesi, naaşının ailesine teslim edilmesi ve eserlerinin özgün hâliyle korunmasına ilişkin kanun teklifi üzerine konuştu.

F Filit Gülelçin Yayınlama Tarihi: 30 Temmuz 2026 16:07 Güncellenme: 09 Ekim 2026 23:55 3 dk okunur
Paylaş: 0 paylaşım
DEM Partili Gökalp: “Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yeri açıklanmalı”
Gökalp, Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yerinin gizli tutulması ve eserlerinden “Kürt”, “Kürtçe” ile “Kürdistan” ifadelerinin çıkarıldığı yönündeki iddiaların, yüz yıllık inkâr ve hafızasızlaştırma siyasetinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Konuşmasında, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geçmişin üzerini örtmeyi değil, hakikatle yüzleşmeyi gerektirdiğini ifade eden Gökalp, “Hakikat gömülemez, hafıza sürgün edilemez; barış ancak adalet ve eşitlikle kurulabilir.” dedi.

Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde doğan Bediüzzaman Said Nursi’nin henüz 15 yaşındayken “Bediüzzaman” unvanını aldığını hatırlatan Gökalp, Cumhuriyet döneminde uygulanan sürgün, inkâr ve mezarsızlaştırma siyasetinin simge isimlerinden biri hâline geldiğini söyledi.

Kanun teklifinin yalnızca kayıp bir mezarın bulunmasını değil, bir halkın hafızasına, bir ailenin yas hakkına ve insanlık onuruna sahip çıkmayı amaçladığını dile getiren Gökalp, Bediüzzaman Said Nursi’nin yaşamının önemli bölümünü sürgünlerde, mahkemelerde ve zindanlarda geçirdiğini, buna rağmen inancından ve düşüncelerinden vazgeçmediğini kaydetti.

Bediüzzaman Said Nursi’nin yüz yılı aşkın süre önce Kürtçe, Türkçe ve Arapçanın birlikte kullanılacağı, dinî ilimlerle fen bilimlerinin bir arada okutulacağı Medresetü’z-Zehra Üniversitesi fikrini savunduğunu belirten Gökalp, “Onun düşüncelerinden ve toplumsal etkisinden korkan tekçi devlet aklı, ölümüyle dahi yetinmedi.” ifadelerini kullandı.

Gökalp, 23 Mart 1960’ta Urfa’da vefat eden Bediüzzaman Said Nursi’nin naaşının, 12 Temmuz 1960’ta askerî darbe yönetiminin emriyle mezarından çıkarılarak bilinmeyen bir yere götürüldüğünü belirterek, ailesinin rızasının yok sayıldığını ve toplumun yas hakkının gasp edildiğini savundu.

Şeyh Said, Seyit Rıza ve Cibranlı Halit Bey başta olmak üzere birçok Kürt önderinin mezar yerlerinin hâlen açıklanmadığını ifade eden Gökalp, bunun aynı inkâr ve hafızasızlaştırma siyasetinin sonucu olduğunu öne sürdü.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bu tarihsel mirasla yüzleşme sorumluluğunu da beraberinde getirdiğini söyleyen Gökalp, gerçek bir barışın hakikatin açıklanmasını, geçmişte yaşanan haksızlıklarla yüzleşilmesini ve mağdurların onurunun iade edilmesini gerektirdiğini ifade etti.

Kanun teklifiyle Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yerinin tespit edilmesini, naaşının ailesine teslim edilmesini, el konulan kişisel eşyaları ile mal varlıklarının mirasçılarına iade edilmesini ve ailesine tazminat ödenmesini talep ettiklerini belirten Gökalp, teklifin bir diğer önemli boyutunun ise Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinin özgün hâliyle korunması olduğunu söyledi.

Risale-i Nur Külliyatı ve ilk dönem eserlerinin farklı baskıları arasında ciddi farklılıklar bulunduğuna ilişkin iddiaların uzun süredir kamuoyunda tartışıldığını ifade eden Gökalp, bazı baskılarda “Kürt”, “Kürtçe”, “Kürdistan” ve “Said-i Kurdî” ifadelerinin çıkarılarak yerlerine farklı ifadelerin kullanıldığını ileri sürdü.

Dilin bir düşünürün kimliği ve hafızasının taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Gökalp, bütün el yazmaları ile ilk ve sonraki baskıların bağımsız uzmanlar tarafından karşılaştırılması, yapılan değişikliklerin kamuoyuna açıklanması ve eserlerin özgün dilleriyle koruma altına alınması gerektiğini söyledi.

Gökalp, Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yerinin açıklanması ve eserlerinin özgün hâliyle korunmasının yalnızca ailesine karşı insani ve hukuki bir sorumluluk olmadığını belirterek, “Bu adımlar, Kürt halkının tarihsel hafızasına duyulan saygının ve kardeşlikteki samimiyetin göstergelerinden biri olacaktır. Barış ancak hakikatle, kardeşlik ancak eşitlikle, ortak gelecek ise ancak adaletle kurulabilir.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

 

Bu habere ne hissettiniz?

İlk tepkiyi siz verin

İlgili Haberler

Kronolojik Akış

Diğer Haberler

Tarih ve saate göre
Tatvan

DEM Parti’den Tatvan Belediye Eş Başkanı Mümin Erol hakkında disiplin kararı

DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, Tatvan Belediye Eş Başkanı Mümin Erol hakkında disiplin süreci başlatıldığını, sürecin sağlıklı yürütülmesi amacıyla eş başkanlık görevinin tedbiren dondurulduğunu açıkladı.

F Filit Gülelçin Yayınlama Tarihi: 30 Temmuz 2026 15:47 Güncellenme: 09 Ekim 2026 23:55 1 dk okunur
Paylaş: 0 paylaşım
DEM Parti’den Tatvan Belediye Eş Başkanı Mümin Erol hakkında disiplin kararı
DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, Tatvan Belediye Eş Başkanı Mümin Erol hakkında disiplin süreci başlatıldığını duyurdu.

Parti tarafından yapılan yazılı açıklamada, disiplin sürecinin sağlıklı ve objektif bir şekilde yürütülmesi amacıyla Mümin Erol’un yürüttüğü belediye eş başkanlığı görevinin tedbiren dondurulduğu bildirildi.

Açıklamada, disiplin sürecinin en kısa sürede tamamlanacağı belirtilerek, kamuoyunun süreçle ilgili gelişmeler hakkında bilgilendirileceği ifade edildi.

DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu tarafından 30 Temmuz 2026 tarihinde yapılan açıklamada, “Tatvan Belediye Eş Başkanımız Mümin Erol hakkında disiplin süreci başlatılmıştır. Bu sürecin sağlıklı ve objektif bir şekilde yürütülmesi amacıyla Mümin Erol’un yürütmekte olduğu belediye eş başkanlık görevi tedbiren dondurulmuştur. Disiplin süreci en kısa sürede tamamlanacak olup kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılacaktır.” ifadelerine yer verildi.

 

Bu habere ne hissettiniz?

İlk tepkiyi siz verin

Haberler yükleniyor... Daha fazla haber için aşağı kaydırın.

En iyi site deneyimi sağlamak için çerezlerden faydalanıyoruz. Detaylar için lütfen tıklayın.