Son Dakika Bitlis Haber
Son Dakika

Hikâyeler

6 hikâye
Güncel

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti 16. yaşında

BİGACEM Başkanı Hakan Okay, cemiyetin 16 yıldır Bitlis basınının ortak sesi olduğunu belirterek, tarafsız, özgür ve sorumlu gazetecilik anlayışından taviz vermeden çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

F Filit Gülelçin Yayınlama Tarihi: 01 Ağustos 2026 17:51 Güncellenme: 09 Ekim 2026 23:55 2 dk okunur
Paylaş: 0 paylaşım
Bitlis Gazeteciler Cemiyeti 16. yaşında
Bitlis Gazeteciler Cemiyeti (BİGACEM), kuruluşunun 16. yıl dönümünü yayımladığı mesajla kutladı. Cemiyet Başkanı Hakan Okay, 2010 yılında kurulan BİGACEM’in geride kalan 16 yılda Bitlis basınının ortak sesi olmayı sürdürdüğünü belirtti.

Başkan Hakan Okay, yayımladığı açıklamada, cemiyetin kuruluşundan bu yana tarafsız, özgür ve sorumlu basın anlayışını temel ilke edindiğini ifade ederek, basın mensuplarının mesleki haklarını korumak, yerel medyanın güçlenmesine katkı sunmak ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

Mesleki dayanışma, etik değerler ve ifade özgürlüğünü esas alan bir anlayışla hareket ettiklerini kaydeden Okay, “Kuruluşumuzdan bu yana üyelerimizin hak ve menfaatlerini korumayı, yerel basının gelişimini desteklemeyi ve toplumla medya arasındaki güven köprüsünü güçlendirmeyi temel görev edindik. Bu süreçte birlik, dayanışma ve meslek etiğine olan bağlılığımızdan hiçbir zaman ödün vermedik” dedi.

Bitlis Gazeteciler Cemiyetinin bugün güçlü bir kurumsal yapıya sahip olmasında geçmiş dönem yöneticilerinin önemli katkıları bulunduğunu vurgulayan Okay, cemiyetin kurucu başkanı merhum Rujhat Avşar’ı rahmet ve minnetle andıklarını belirtti. Okay, önceki dönem yönetim kurulu başkanları İlhan Karabulut, Özcan Çiriş ve Sinan Aygül’e de görev yaptıkları süre boyunca Bitlis basınına ve cemiyete sundukları hizmetlerden dolayı teşekkür etti.

Geçmişten aldıkları güçle geleceğe daha sağlam adımlarla yürüdüklerini ifade eden Okay, “Bugün sahip olduğumuz kurumsal birikim ve dayanışma ruhunda, kuruluşumuzdan bugüne emeği geçen tüm meslektaşlarımızın büyük katkısı bulunmaktadır. Bu anlamlı yıldönümünde cemiyetimize destek veren kurum ve kuruluşlara, halkımıza ve tüm kamuoyuna teşekkür ediyor, Bitlis basınına yakışır şekilde daha nice yıllara ulaşmayı temenni ediyoruz” diye konuştu.

 

Bu habere ne hissettiniz?

İlk tepkiyi siz verin

İlgili Haberler

Kronolojik Akış

Diğer Haberler

Tarih ve saate göre
Güncel

DEM Partili Gökalp: “Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yeri açıklanmalı”

DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yerinin tespit edilmesi, naaşının ailesine teslim edilmesi ve eserlerinin özgün hâliyle korunmasına ilişkin kanun teklifi üzerine konuştu.

F Filit Gülelçin Yayınlama Tarihi: 30 Temmuz 2026 16:07 Güncellenme: 09 Ekim 2026 23:55 3 dk okunur
Paylaş: 0 paylaşım
DEM Partili Gökalp: “Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yeri açıklanmalı”
Gökalp, Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yerinin gizli tutulması ve eserlerinden “Kürt”, “Kürtçe” ile “Kürdistan” ifadelerinin çıkarıldığı yönündeki iddiaların, yüz yıllık inkâr ve hafızasızlaştırma siyasetinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Konuşmasında, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geçmişin üzerini örtmeyi değil, hakikatle yüzleşmeyi gerektirdiğini ifade eden Gökalp, “Hakikat gömülemez, hafıza sürgün edilemez; barış ancak adalet ve eşitlikle kurulabilir.” dedi.

Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde doğan Bediüzzaman Said Nursi’nin henüz 15 yaşındayken “Bediüzzaman” unvanını aldığını hatırlatan Gökalp, Cumhuriyet döneminde uygulanan sürgün, inkâr ve mezarsızlaştırma siyasetinin simge isimlerinden biri hâline geldiğini söyledi.

Kanun teklifinin yalnızca kayıp bir mezarın bulunmasını değil, bir halkın hafızasına, bir ailenin yas hakkına ve insanlık onuruna sahip çıkmayı amaçladığını dile getiren Gökalp, Bediüzzaman Said Nursi’nin yaşamının önemli bölümünü sürgünlerde, mahkemelerde ve zindanlarda geçirdiğini, buna rağmen inancından ve düşüncelerinden vazgeçmediğini kaydetti.

Bediüzzaman Said Nursi’nin yüz yılı aşkın süre önce Kürtçe, Türkçe ve Arapçanın birlikte kullanılacağı, dinî ilimlerle fen bilimlerinin bir arada okutulacağı Medresetü’z-Zehra Üniversitesi fikrini savunduğunu belirten Gökalp, “Onun düşüncelerinden ve toplumsal etkisinden korkan tekçi devlet aklı, ölümüyle dahi yetinmedi.” ifadelerini kullandı.

Gökalp, 23 Mart 1960’ta Urfa’da vefat eden Bediüzzaman Said Nursi’nin naaşının, 12 Temmuz 1960’ta askerî darbe yönetiminin emriyle mezarından çıkarılarak bilinmeyen bir yere götürüldüğünü belirterek, ailesinin rızasının yok sayıldığını ve toplumun yas hakkının gasp edildiğini savundu.

Şeyh Said, Seyit Rıza ve Cibranlı Halit Bey başta olmak üzere birçok Kürt önderinin mezar yerlerinin hâlen açıklanmadığını ifade eden Gökalp, bunun aynı inkâr ve hafızasızlaştırma siyasetinin sonucu olduğunu öne sürdü.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bu tarihsel mirasla yüzleşme sorumluluğunu da beraberinde getirdiğini söyleyen Gökalp, gerçek bir barışın hakikatin açıklanmasını, geçmişte yaşanan haksızlıklarla yüzleşilmesini ve mağdurların onurunun iade edilmesini gerektirdiğini ifade etti.

Kanun teklifiyle Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yerinin tespit edilmesini, naaşının ailesine teslim edilmesini, el konulan kişisel eşyaları ile mal varlıklarının mirasçılarına iade edilmesini ve ailesine tazminat ödenmesini talep ettiklerini belirten Gökalp, teklifin bir diğer önemli boyutunun ise Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinin özgün hâliyle korunması olduğunu söyledi.

Risale-i Nur Külliyatı ve ilk dönem eserlerinin farklı baskıları arasında ciddi farklılıklar bulunduğuna ilişkin iddiaların uzun süredir kamuoyunda tartışıldığını ifade eden Gökalp, bazı baskılarda “Kürt”, “Kürtçe”, “Kürdistan” ve “Said-i Kurdî” ifadelerinin çıkarılarak yerlerine farklı ifadelerin kullanıldığını ileri sürdü.

Dilin bir düşünürün kimliği ve hafızasının taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Gökalp, bütün el yazmaları ile ilk ve sonraki baskıların bağımsız uzmanlar tarafından karşılaştırılması, yapılan değişikliklerin kamuoyuna açıklanması ve eserlerin özgün dilleriyle koruma altına alınması gerektiğini söyledi.

Gökalp, Bediüzzaman Said Nursi’nin mezar yerinin açıklanması ve eserlerinin özgün hâliyle korunmasının yalnızca ailesine karşı insani ve hukuki bir sorumluluk olmadığını belirterek, “Bu adımlar, Kürt halkının tarihsel hafızasına duyulan saygının ve kardeşlikteki samimiyetin göstergelerinden biri olacaktır. Barış ancak hakikatle, kardeşlik ancak eşitlikle, ortak gelecek ise ancak adaletle kurulabilir.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

 

Bu habere ne hissettiniz?

İlk tepkiyi siz verin

Haberler yükleniyor... Daha fazla haber için aşağı kaydırın.

En iyi site deneyimi sağlamak için çerezlerden faydalanıyoruz. Detaylar için lütfen tıklayın.